18 02 2010

Çocuklar için Shakespeare

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ 17.03.2010 tarihinde Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır. Shakespeare, yüzyıllardır sahnelenmeye, uyarlanmaya ve esin kaynağı olmaya devam ediyor. Anna Claybourne, çocuklar için William Shakespear’in manzum tiyatrolarını nesir olarak yeniden kurgulamış. Claybourne’un metinleri Elena Temporin’in resimleri ile bir araya gelince oldukça hacimli, resimli bir kitap ortaya çıkmış.  “Shakespeare’den Hikâyeler”, Shakespear’in en bilinen tiyatro eserlerinin yanı sıra,  Shakespear’in hayatı ve eserlerini konu alan bir kitap. Kitapta On İkinci Gece, Macbeth, Romeo ve Juliet, Hırçın Kız, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Hamlet, Venedik Taciri, Beğendiğiniz Gibi, Kış Masalı’nın yeniden söylenişlerini okuyoruz. Özenle seçilmiş olan bu tadımlık metinler, tüm sıcaklıkları ile okuru Shakespeare’in dünyasına davet ediyor. Nesire dönüştürülen oyunlar her şeyden önce William Shakespeare külliyatı hakkında kuşatıcı bilgiler veriyor, çok daha önemlisi merak uyandırıyor. Çocuk kitaplarının olmazsa olmazı resimlerse metinleri zenginleştirmeyi başarıyor. Metinlerle uyumlu olan resimler oyunların geçtiği dönemdeki kostümler, mekânlar ve Shakespeareyen zamanlarla ile ilgili de bir fikir veriyor. Kitabın Shakespear’ın hayatı ve eserlerini ele alan bölümünde kitapta hikâyeleştirilen oyunların hangi türe dâhil olduğu tanımlarla birlikte verilmiş. Anna Claybourne, Shakespear’ın diğer oyunları ve bu oyunlarda yer alan karakterlerden kısa da olsa bahsetmeyi tercih ederken 18. Soneyi de atlamamış. Yıllar önce Shakespeare’i okuyup kütüphanesinin sevgili köşelerinden birine koyan her okurun başına gelen şey bu kitabı okuyunca benim de başıma g... Devamı

09 12 2009

Leonardo’nun Defterlerinden

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ 09.12.2009 tarihinde Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır. Son yıllarda çocuklar için gerek belli bir sanat dalının gerek de sanatçının anlatıldığı birçok sanat kitabı yayımlandı. Bakan değil gören çocuklar yetiştirmek için faydalı olan bu kitaplar arasında Rönesans’ın çok yönlü sanatçısı Leonardo da Vinci’ye dair birkaç yapıt da vardı. Görsellik ve bilgi açısında doyurucu olan bu kitaplar sayesinde çocuklarımız ve biz Leonardo da Vinci hakkında bir şeyler daha öğrendik. Marsık Kitap etiketi ile yayımlanan “Bilinmeyen Defter Codex” ise bu bilgilerimize bir yenisini ekledi ve Leonardo da Vinci’nin fabl, efsanelerini okuma şansına kavuştuk. Solak olmasından da faydalanarak aynaya tutulduğunda okunabilen yazılar yazan Leonardo da Vinci’nin not aldığı sayısız defterlerinden birinden derlenen “Bilinmeyen Defter Codex”, sanatçının en az bilinen yönünü vurgulamaya çalışan bir derleme. Bu anlamda yayınevi tarafından hazırlanan önsözdeki bilgileri aktarmak faydalı olur. Kitap ilk kez 1972’de Bruno Nardini’nin da Vinci’nin not defterlerinden yaptığı bir derlemesi ile “Favole e Leggende” adıyla yayımlanmış. Aslında yetişkinler için hazırlanan bu derleme, çocuk ve gençlerin daha çok ilgisini çekmiş. Adriana Saviozzi Mazza’nın resimlediği “Bilinmeyen Defter Codex”, 1976 yılında Uluslararası Hans Christian Andersen Ödülü’ne layık görülmüş. Tüm Rönesans sanatçılarında olduğu gibi Leonardo da Vinci için de doğa ve insan ilham kaynağıydı. “Bilinmeyen Defter Codex”, Leonardo’nun doğayı öğrenmek için yaptığı gözlemlerini sadece sanatı ve icatları için kullanmadığ... Devamı

02 11 2009

Cadı Küçük, Tuzak Büyük

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ30.10.2009 tarihinde Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.Kötülerin ve iyilerin bir arada olduğu, düşle gerçeğin birbirine karıştığı, okurun sonunu az buçuk tahmin etse de kendini okumaktan alıkoyamadığı bazı kitaplar vardır. Aslı Der’in 2001 yılında yayımlanan ilk kitabı Küçük Cadı Şeroks’un devamı olan, masallar ülkesinde geçen fantastik macerası “Büyük Tuzak” da böyle bir okuma vaat ediyor.Hem masal hem de fantastik edebiyat öğelerinin çok güzel harmanlandığı “Büyük Tuzak”, dizinin ilk kitabından bağımsız olarak da okunabilecek bir roman. Çocukların ve dahi büyüklerin ilgisini çeken Büyük Tuzak”, iki yıl içerisinde 5. baskısını yaptı. Aslı Der’in metinlerini Huban Korman’ın resimleri süslüyor.Merak edenler için kitabın konusundan biraz bahsedelim. Kötülerin pek yer bulamadığı masallar ülkesinde yaşayan ve dünyaya giden en genç cadı unvanına sahip olan Küçük Cadı Şeroks’un diyarında işler değişmeye başlar. Tüm düzenin arşiv odasında saklanan masallar tarafından sağlandığı bu diyarda birdenbire unutkanlık baş göstermeye başlar. Öyle bir unutkanlık ki kullanılmak istenen sözcükler akla gelmezken o sözcüğün yerine bir şeyler söylemek isteyenler bilmece gibi konuşmaya, bir süre sonra da meramlarını istedikleri gibi anlatamamaya başlarlar. Oburlar yiyecek adlarını, büyücüler de okus pokus yapacakları kelimeleri unutmaya başlayınca ülkede işler daha da kötüleşir. Oysa bu diyarın yöneticisi olan Prens Hortim’in sevgili kızı Prenses Alma’nın yazın düzenlenecek masal şenlikleri için yeni planları vardır.Bu kötülükler elbette durup dururken olmaz. Tüm bu olumsuz... Devamı

19 09 2009

Baran'ın Çocuk Öyküleri

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ11.09.2009 tarihinde Radikal Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.Sevgili Selçuk Baran, vitrin dolaşmayı sevenlerin değil de meraklısının gidip raflarda kitaplarını bulduğu, okuduğu bir yazar. Ne mutlu ki ben de bu meraklılardan biriyim. İşte bu yüzden Selçuk Baran’ın 1996 yılında yayımlanan çocuk kitabı Porselen Bebek’in tam on üç yıl sonra farklı bir formatla tekrar basılmasına çok sevindim. Diğer yandan da çocuklarına kitap arayan ve Selçuk Baran’ın adını hiç duymamış olanların Porselen Bebek’i gördüklerinde “Yeni bir çocuk kitapları yazarı daha!” diye akıllarından geçirebileceklerini düşündüm. Ne büyük bir yanılgı oysaki!Porselen Bebek, Baran’ın beş öyküsünden mürekkep bir kitap. Kitapta yer alan öykülerin adları da şöyle: Porselen Bebek, Arnavutlar, Acı, İnci ve Mariya Çelesta. Baran, öykülerini çoğunlukla bir kız çocuğunun gözünden anlatıyor. Kadınların ve kız çocukların birbirlerine acımasızca davrandığı bu çocuk dünyasında baba figürü ise başrolde. Öykülerdeki tablolar da dikkat çeken bir başka öğe.Kitaba adını veren Porselen Bebek’te ilgi isteyen evin en ufak kızının öyküsünü öğreniyoruz. Şehirde bir apartman dairesine kapatılan, ilgi istediğini dillendirse de baştan savılan ve eğlence olarak camdan bakması önerilen bir kız çocuğu elbette kendi dilini de yaratır, hayaller de kurar, evden de kaçar; şanslıysanız elinde bir porselen bebekle de geri döner. Çocuğunun sözüne itimat eden bir baba ise her şeye noktayı koyar.Arnavutlar öyküsünde ise kadınlar ağırlıkta olmak üzere beş kişilik bir aileye konuk oluyoruz. Sessizliğin hâkim olduğu evde duvardaki bir tablodan hareketle &... Devamı

12 08 2009

Ahbap Çavuşlarla Yeniden

Ebru AKKAŞ KUSEYRİBremen Mızıkacıları, Jacob Ludwing Carl ve Wilhelm Carl Grimm kardeşlerin derlediği iki yüzden fazla masalların içinde en sık yorumlanan, uyarlanan masallardan bir tanesi.Bremen Mızıkacıları ile TRT’nin tek kanal olduğu dönemlerde yayınlanan bir çizgi film ile tanışmıştım. Eşek, köpek, kedi ve horozun birlikteliği çok eğlenceli gelmişti. Okuma yazmayı öğrendikten sonra da batı masalları içinde La Fontaine ya da Andersen masallarını değil de en çok Grimm Kardeşler’in masallarını sevmiştim. Bunda misafirliğe gelen komşu çocuğun kitaplığımdan ödünç alıp geri vermediği ilk kitaplarımdan biri olmasının da etkisi olabilir elbet. Büyüdükten sonra yaptığım okumalarda da fikrim değişmedi. Hatta La Fontaine’nin Beydaba’dan intihal yaptığını öğrendiğimde Grimm Kardeşler’in gözümdeki değeri daha da arttı.Bremen Mızıkacıları, fabl türünün en bilinen örneklerinden biri. Sahiplerine yıllarca hizmet eden sadık hayvanlar, yaşlandıklarında aynı kıymeti sahiplerinden görmezler. Hatta sahipleri kendilerinden bir an önce kurtulmak ister. “İyiliğe iyilik olsaydı koca öküze bıçak olmazdı.” atasözünü hatırlatan bu olayın kahramanı hayvanlar da emeklerinin karşılığını göremeyeceğini anlayınca canlarının derdine düşüp kaçarlar. Bremen çalgılarına katılmayı aklına koyan eşek, yolda kendi ile aynı dertten mustarip köpeğe rastlar. Kendisine katılmasını teklif eder ve yola koyulurlar, derken karşılarına bir kedi çıkar, kediyi de çalgıcı olmaya ikna edip yollarına devam ederlerken horozla yolları kesişir ve ekip tamamlanır. Bremen yolunda yorgun düşen bu dörtlü ormanın ortasında ışığını gördükleri eve doğru ilerlerler. Evdeki haydutları kovalamak için kafa kafaya verip bir plan yapar ve bunu... Devamı

10 07 2009

Rosalinde’nin Aklından Geçenler

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ 08.07.2009 tarihli Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır. Doğaüstü güçlere sahip olup başkasının aklından geçenleri okumak insanın en büyük fantezilerinden biri sanırım. Yoksa bu konuyu ele alan onca film çevrilmez, onca kitap da yazılmazdı. Yapıtları birçok dile çevrilen ve özellikle Avrupalı çocukların gözdesi olan Avusturyalı yazar Christine Nöstlinger’in yayımlanan yeni kitabı Aklından Düşünceler Geçen Çocuk’un kahramanı Rosalinde’nin de aklından bir sürü şey geçiyor. Rosalinde’nin çorabındaki deliği, dizindeki sargıyı, uğurböceğini ve kolyesini kolaylıkla görebilirsiniz. Peki ya düşüncelerini? Rosalinde’nin düşüncelerini görmek için doğaüstü güçlere sahip olmanıza gerek yok. Çünkü Rosalinde, aklından geçenleri tüm samimiyeti ile bizlerle paylaşıyor. Rosalinde’nin zihni çok meşgul. Aklından yanıtını bulmak istediği binlerce soru geçiyor. Bu sorular öyle dünyanın nasıl var olduğu ya da e=mc² formülünün açılımı ile ilgili değil. ‘Bu nedir?’ sorusu kadar da basit değil. Adının neden Rosalinde olduğu, aklından geçenleri büyükbabasının nasıl tahmin edebildiği gibi gayet kolay sorular. Kafası çok çalışan bu kız çocuğu bazen düşünmekle kalmayıp aklından geçenleri harekete dönüştürüyor. Bu yüzden bazen komik hallere düşebiliyor ama bu durumların üstesinden de kolaylıkla geliyor. Hem kafasını sadece sorular için çalıştırmıyor hayal de kuruyor, sürekli düşündüğü için bazen bazı şeyleri de unutuyor. Bazı meslekleri niçin erkeklerin seçebileceğini ve bazı oy... Devamı

04 07 2009

Bir Çocuk Kendi Halinde Yaşardı

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ03.07.2009 tarihinde Radikal Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.Sevgi Saygı'nın adını seksenli yılların önemli filmleri olan Aaah Belinda, Adı Vasfiye, Kadının Adı Yok gibi Atıf Yılmaz filmlerinden bilenler biliyor. Bu filmlerde Atıf Yılmaz'a asistanlık yapmış olan Saygı 90'lı yılların sonundan itibaren ise Bir Filiz Vardı, Meyhanecinin Kızı gibi yapımların senaryosunu yazdı. Benim Saygı'nın çocuk romanı ile tanışmamı sağlayan ise annem oldu. Her ne kadar şimdi ayrı evlerde yaşasak da evimizin başköşesini çocuk kitaplarının işgal ettiği dönemin etkisiyle olsa gerek annem çocuk kitaplarını yakından takip etmeye başladı ve bana ‘Sevgi Saygı çocuk kitabı yazmış.’ diye haber veren o oldu. Neyse ki bu konuşmadan birkaç gün sonra kitap elime ulaştı da anneme sadece okumak yetinmeyeceğimi söyleyerek mahcubiyetimden sıyrıldım.Bazıları çocuk kitaplarının çocuğun seviyesine uyarlanan yetişkin romanları olmadığını kabul etmekte zorlansa da bunun incelikli bir alan olduğun farkında olan yazar ve yayıncılarla iyi kitaplar iyi çocuklara ulaşıyor. Bu bağlamda Babam Nereye Gitti?’nin sahasındaki başarılı ilk yapıtlardan biri olduğunu söyleyebilirim.Babam Nereye Gitti? içedönük bir çocuk olan Memo’nun günlüklerinden oluşuyor. Memo, bizlere bir okul dönemi boyunca tuttuğu günlüğü vasıtasıyla iç dünyasını sunuyor. Küçücük bir çocukken birdenbire ortadan kaybolan babasına duyduğu özlemi her an dile getiren Memo, annesinin büyüdüğü evde yaşıyor. Her yanlış hareketinden sonra kötü huylarını babasından aldığını yüzüne vurmakta bir sakınca görmeyen; ama bunun dışında babasına dair her şeyi ondan gizlemekte ısrar eden büyüklerini ise bir türlü anlayamıyor. Elbette tüm bu çabalar babasına duyduğu &... Devamı

24 05 2009

Cinmısırı Adası ve Birkaç Çocuk

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ22.05.2009 tarihinde Radikal Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.İngiliz yazar Alexander McCall Smith ile bir polisiye okuru olarak tanışmıştım. Polisiye dizisi Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu, konusu, mekânı ile beni cezp etmişti. Yazarın 2005 yılında yayımlanan The Popcorn Pirates, The Bubblegum Tree, The Spaghetti Tangle, The Doughnut Ring kitaplarını okuduğumda McCall Smith artık benim bir numaralı polisiye yazarım değil de bir numaralı çocuk kitabı yazarım oldu.Kitapları okur okumaz da o heyecanla birkaç yayınevine McCall Smith’in adını fısıldamış ve bu kitapları mutlaka basmalısınız demiştim. Aradan geçen zamanda Günışığı Kitaplığı bu fısıltıları duymuş mudur bilmiyorum ama Alexander McCall Smith’in çocuk kitaplarını “Abur Cubur Peşinde” adı altında yayımlamaya başladılar. Dizinin ilk iki kitabı “Patlamış Mısır Korsanları” ve “Balonlu Sakız Ağacı” geçen ay yayımlandı, “Çubuk Makarna Düğümü” ve “Halka Çörek Zinciri” ise yolda.Alexander McCall Smith, konu zenginliği, konuyu ele alış ve anlatış biçimiyle diğer çocuk kitapları yazarlarından ayrılıyor. Her zaman göz önünde olup kitap konusu olabileceği akla gelmeyen basit şeyler bile yazarın kitaplarında yeni maceralar olarak karşımıza çıkıyor. Abur Cubur Peşinde Dizisi’nde ise yemeğin tarladan tüketilene kadar ki macerası anlatılıyor. Yiyeceğin hammadde, üretim, dağıtım, tüketim evreleri çocuklara keyifle aktarılıyor.açgözlü korsanlarDizinin en sevdiğim kitabı ise Patlamış Mısır Korsanları. Kitapta çok az insanın varlığından haberdar olduğu Cinmısırı Adaları’nda yaşayan Lusi, kardeşi Sem ve Lusi’nin arkadaşı Hermoni’nin macerası anlatılıyor. Cinmısırı Adaları sakinleri geçimlerini ihtiyaç fazlası mısırlarını satarak sağlıy... Devamı

05 05 2009

İhtiyar Delikanlı Temel Reis

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ19.04.2009 tarihli Taraf Pazar Eki'nde yayımlanmıştır.Sinbad’dan sonra dünyanın en ünlü denizci Temel Reis 80 yaşına bastı. Bu ihtiyar delikanlının yaratıcısı çizer Elzie Crisler Segar’ın ölümünün üzerindense tam 70 yıl geçti. Telif haklarının Avrupa Birliği yasalarına göre 70 yıl korunduğu düşünülürse Temel Reis resmini tişörte, postere, kupaya basmak; karikatür kitabını yayımlamak için artık izin almaya ve telif ödemeye gerek kalmadı. Temel Reis, Kabasakal ve Safinaz, Türk Patent Enstitüsü’ne hem İngilizce hem de Türkçe isimleri ile kayıtlıydı ve izin alındığı takdirde kullanılabiliyordu. Bazılarınızın hatırlayacağı üzere 2004 yılındaki yerel seçimlerde CHP, Temel Reis’ten esinlendiği “Deniz Kaptan'ın Maceraları” propagandasını yürütürken patenti elinde bulunduran Hearts Holding tescilli karakterlerinin izinsiz kullanılması nedeniyle CHP’ye bir ihtarname göndermişti.Resmi web sitesine göre kısa boylu, seyrek saçlı, huysuz ve resmen çirkin olan Popeye nam-ı diğer Temel Reis ilk kez 19 Ocak 1929’da Elzie Crisler Segar’ın Thimble Theater adlı karikatür bandında yayımlandı. Popeye bu köşede kendini ilk kez gösterdiğinde Thimble Theater 10 yılını geride bırakmıştı. Bu karikatür bandının esas karakterleri sıska Safinaz (Olive Oyl), sevgilisi Ham Gravy ve Safinaz’ın müteşebbis ağabeyi Castor Oyl’du. Temel Reis, Segar’ın karikatür bandında ihtiyaç duyduğu konuklardan biriydi. Bu patlak gözlü, pazılı, çapa dövmeli ve pipolu huysuz denizci bir süre sonra Thimble Theater’ın gözde adamı oldu. Segar, tüm dünyada herkesin seveceği bir kahraman yaratmayı başarmıştı. Birçok yazar/çizer yarattığı karakterlerin otobiyogr... Devamı

01 04 2009

Kırmızı Şemsiye ile Düş Seyahati

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ01.04.2009 tarihli Taraf Gazetesi'nde yayımlanmıştır.Aytül Akal ve Mavisel Yener’in ödüllü çocuk kitabı Kırmızı Şemsiye, hikâyesinin sıcaklığının yanı sıra tasarımıyla da ilgi çekiyorÇocuk kitapları resimli, bol resimli, sadece resimli olabilir ama resimsiz olmaz. Hatta bazen çizgi roman havasına da bürünebilir. Aytül Akal ve Mavisel Yener’in yazdığı Kırmızı Şemsiye’de ise yok yok. Düz yazı, şiir, resim, çizgi roman yani bir çocuğun ilgisini canlı tutmak için gereken her şey mevcut. Kırmızı Şemsiye, çocuk edebiyatında kaliteli yapıtlar veren iki üretken yazar Aytül Akal ve Mavisel Yener’in birçok ortak kitabından bir tanesi. Ayda Kantar ve Saadet Ceylan’ın resimleyip grafik tasarımını yaptığı Kırmızı Şemsiye’nin metinleri Akal’a, şiirleriyse Yener’e ait. Görsel anlamda doyurucu olan kitaptaki şiirler “bitişik eğik yazı“ (el yazısı) ile yazılmış, metinler ise çocukların rahatça okuyabileceği büyük harflerle basılmış.Kırmızı Şemsiye’nin öyküsüne gelince: Öykünün kahramanı, hava yağmurlu ise şemsiyesini açan değilse de koluna takıp dolaşan kırmızılı şemsiyeli bir adam. Yağmur, güneş fark etmeden şemsiyesi ile gezen biri elbette bir süre sonra çevredekilerin dikkatini çekecek ve hakkında şehir efsaneleri dolaşmaya başlayacaktı. Nitekim böyle de oldu. Kırmızı şemsiyeli adam hakkında kulaktan kulağa olmadık hikâyeler anlatılmaya başlandı. İşin garibiyse insanların bu hikâyelere inanıp ona göre tavır almaları oldu. Önyargı ve peşin hükümle hareket edenler sonunda elbette ki gerçeklerle yüzleşeceklerdi. Yoksa kırmızı şemsiyeli adam şemsiyenin asıl sahibini nasıl bulabilirdi ki?Kitabın kendi öyküsü bir yana yaratılış sü... Devamı

23 02 2009

Küskün Deniz, Kızgın Güneş

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ15.02.2009 tarihli Taraf Gazetesi'nde yayımlanmıştır.Soğuk savaş dönemine denk gelen çocukluğum nükleer savaş endişesi ile geçmişti. Duyduğum her siren sesini buna yorar kendimce felaket senaryoları yaratırdım. Çok şükür soğuk savaş sona erdi, çocukluk korkularım vitrinden inip rafa girdi. Şimdi ise çevremdeki çocukların küresel ısınma korkusuyla büyümesine şahit oluyorum.Çocuklarla sık sık bir araya geldiğini bildiğim Süleyman Bulut bunu gözden kaçırmamış ve Kocaman Küçük Deniz’de küresel ısınmayı çocukların anlayabileceği ve ebeveynlerinin de çocuklarına kolayca anlatabileceği şekilde hikâyeleştirmiş.Çocuk okurların Kayabeyi, Sarıtay kitapları ile tanıdığı Süleyman Bulut, yeni kitabı Kocaman Küçük Deniz’de küçükken arkadaşı olduğu koskocaman bir denizin ufalıp küçücük kalmasını anlatıyor. Aslında hikâyenin dört kahramanı var. Pırıl pırıl parlayan bir deniz, dalga sesini seven bir güneş, suda kendi aksini seyreden bir bulut ve elbette ki insan.Deniz kaçmışHikâyeden kısaca bahsetmek gerekirse: Pırıl pırıl deniz ve içinde barındırdıkları hem güneşin hem de bulut birbirlerinin varlığından hoşnut bir üçlüdür. Bir gün bu muhteşem üçlünün varlığı insanlar tarafından keşfedilir. Keşifle birlikte işgal de başlar. Her zaman olduğu gibi işin kolayına kaçan insanlar tabiat anaya hor davranırlar. Bugün molozlar yarın çöpler derken bir sabah güneş uyandığında önce dalga seslerini duymaz, sonra aşağıya bakar denizi göremez ve onun kaçtığını düşünür. Oysa deniz kaçmamıştır, bulutun dediği gibi küsmüştür. Buna üzülen güneşin ateşi yükselir. Deniz buharlaş... Devamı

15 01 2009

Evdeki Laboratuvar

Ebru AKKAŞCumhuriyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.Deney yapmak için illâki havaya uçuracak bir laboratuvara gerek yok. Bilimsel bir gerçeği evde kendi kendinize de ispatlayabilirsiniz. Nasıl mı? Elbette Birleşik Amerikalı yazar Muriel Mandell’in "Gündelik Eşyalarla Basit Fen Deneyleri" ve "Gündelik Eşyalarla Basit Hava Deneyleri" kitaplarının yardımı ile."Gündelik Eşyalarla Basit Hava Deneyleri" kitabında iklim ve hava olayları ile ilgili pek çok sorunun cevabı yer alıyor. "Gündelik Eşyalarla Basit Fen Deneyleri’nde ise kâğıt, ip ve sabunla nelerin ispatlanabileceği göreceksiniz.Bu iki kitap öğretici olduğu kadar da eğlenceli... Deneyler evde bulunan malzemeler ile gerçekleştirilebilecek kolaylıkta. Her deneyin bir yönergesi var. Deney için hangi malzemeler gerekli, deney nasıl yapılacak ve sonucu ne olacak bunların hepsi bu yönergede yer alıyor. Bu yönerge dikkatle izlendiğinde çocuklar hem bilimsel bir gerçeği öğreniyor hem de el becerilerini geliştiriyor. Kitaplarda ayrıca yönlendirici resimler de yer alıyor. Kitaptaki deneyler bölüm başlıklarına ayrılmış. İsteyen istediği deneyi seçmekte serbest. Yalnız yazarın bu konuda ufak da olsa bir önerisi var; her bölümden birkaç deney yapmaktansa bir bölümdeki deneyleri sırası ile yapmanın daha faydalı olduğunu söylüyor. Yine de seçim sizin...Deneyler evde yapılacak kadar kolaysa da yine de dikkatli olmakta fayda var. Olası sakarlıklar göz önüne alınırsa; su deneylerini etrafı ıslatmayacak şekilde örneğin küvet ya da lavaboda yapmakta, hatta büyüklerden yardım istemekte fayda var. Isı gerektiren deneylerde ise bir büyüğün eşliği şart.Gerçi her çocuğun evde bir bilgisayarı yok ama televizyon, atari derken bu iki kitap vakit geçirmek için alter... Devamı

29 12 2008

Çocukların Kendi Hikâyeleri

Ebru AKKAŞ09.12.2006 tarihinde Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.“Canavar ve Kurbanı/Çocuk Ruhunu Anlamak”, ülkemizde yeni tomurcuklanmaya başlayan bir alan olan çocuk ve ergen psikiyatristi üzerine konusunda uzman Türkay Demir tarafından kaleme alınmış bir yapıt. Çocuklar okusun diye değil, çocukların ruh dünyasını yetişkinlere anlatmaya çalışan bir çocuk kitabı.Konu hem çocuk hem psikiyatri olunca insan Pandora’nın kutusundan neler çıkacağını bilemiyor. O yüzden önce kapağı biraz aralayalım... Kitabın kapağında her ne kadar psikoterapi öyküleri yazsa da kitap öykülerden değil, gerçek çalışmalardan oluşuyor. Bu çalışmalarda çocuklar kendi hikâyelerini anlatıyor. Türkay Demir, yapıtında seçtiği yirmi bir çalışmasını gerekli gördüğü değişiklikleri yaptıktan sonra aktarıyor bize.Çocukların hikâyelerinde neler yok ki! Tanrı ile yapılan pazarlıklardan, çocuklar böyle bir şeyi nasıl akıl edebilir diye insanın ağzının açık kaldığı -hem de bir karış- olaylara; güç sahibi olmanın çocukları da bir canavara dönüştürdüğünün en güzel örneğine kadar her şey... Gülümsettiği kadar ağlatan çocuklar... Ayrıca yazarın da dediği gibi çocuklarla ilgili her şeyde olduğu gibi büyükler de var bu hikâyelerin içinde. Evlâdına yardım etmek için çırpınanından kendisinin bile zor taşıyacağı yükleri çocuklarının omuzuna bindirenlere kadar farklı türde hem de. Psikoterapi öyle filmlerdeki gibi bir kanepeye uzanıp doktorun elinde kâğıt kalemi ile sizi dinleyip sonunda her derde deva öğütleri vermesi ile biten bir süreç değil. Hele söz konusu çocuk psikoterapisi olunca hiç deği... Devamı