02 12 2010

Kahramanım Sevin!

Ebru AKKAŞ KUSEYRİ
30.11.2010 tarihli Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.

Sevin Okyay’ın çevirmen, sinema, caz, polisiye eleştirmeni olduğu; spor ve daha birçok konu hakkında yazdığı onu takip edenlerce bilinir ama yazar kimliğini bilenlerin sayısı azdır. Eleştirmen kimliği daha ön planda olan Sevin Okyay, İrlandalı yazar Brendon Behan’ın eleştirmen şiarına da ters düşer. Çünkü Behan’a göre eleştirmenler “Haremdeki hadımağaları gibidir; nasıl yapıldığını bilirler, nasıl yapıldığını her gün görürler ama kendileri yapamazlar.” Okyay’ınsa şimdilik yayımlanmış dört kitabı var. Biri deneme, biri futbol, diğeri sinema üzerine. Sonuncusu ise bir roman; İlk Romanım!

 Bazı kitaplar üslubu ile sımsıcak sarar insanı. İnsan kaç defa olursa olsun yeniden okumak için bahaneler arar. Her defasında da farklı bir şey bulur. Sevin Okyay’ın İlk Romanım’ı benim için işte böyle bir kitap. Romanda, iki haneli yaşına giren ve babasının getirdiği ekoseli deftere “Sepet sepet yumurta” yazdırmamayı kafasına koymuş Sevin’in ağzından yaşadıklarını dinleriz. On yaşındaki bir çocuğun anlatacak şeyi olur muymuş demeyin! Çok okuyan Sevin’in anlatacak çok şeyi de var.

 Kendini kitap kahramanları ile özdeşleştiren (bovarizm) minik Sevin’in gözdeleri kendi gibi esmer roman kahramanları. Kardeşi Selim gibi sarışın kahramanlarınınsa pek şansı yok. Küçük Kadınlar’ın Jo’su, İki Çocuğun Devriâlemi’ndeki Jano ve Yanik, Pal Sokağı Çocukları’nın Nemeçek ve Ateş Feri’si, Okyay’ın gözde kahramanları. Aslında romanda o kadar çok kitap ve kahramana gönderme yapılıyor ki bu hali ile kitap benim için Umberto Eco’un “Kraliçe Leona’nın Gizemli Alevi”nden farksız. Eco’nun bu kitabını okurken ne dediğini anlamak için bir hayli yan okuma yapmış biri olarak işi biraz ileriye götürüp İlk Romanım için nam-ı diğer “Çocukların için Kraliçe Leona’nın Gizemli Alevi” diyebilirim. Çocukların bu kitabı okurken başka okumalar da yapacağından hiç şüphem yok.

 Kitapta favorim olan birçok bölüm var. Söylenirken yakalanan Sevin’e verilenBen bir küçük ayıcığım, homur homur homurdanırım” yazma cezası, Cyrano de Bergerac ile ilgili hayalleri, sevmediği halde kazlardan intikam almak için bulduğu yerde pate yemesi… Yalnız kalmamak için istediği kardeşi, mahalle arkadaşları ile oynamaya doyamayıp eve gelince annesinden her seferinde dayak yemesi, beslediği koyunların kurban edilmesi, kazların saldırısını uğraması, şiir yazma denemeleri ve elbette ki Beşiktaş aşkının, bir çocuğun iç dünyasını da ortaya koyarak anlatılması azımsanacak şeyler değil.

 Üslubunu çok sevdiğim İngiliz yazar Nick Hornby’nin Türkçeye Sensiz Olmaz adıyla çevrilen High Fidelity’sindeki yöntemini izleyip duygusal bağım olan beş kitabı listelemem gerekseydi İlk Romanım hiç kuşkusuz birinci sırada yerini alırdı. Bunda kitabın yazarını tanımamım payı büyük elbet. İlk Romanım ile ilgili maceram başlayalı bir hayli oluyor aslında.

 İlk Romanım’ın yeniden yayımlanma hikâyesine gelince... Sevin Okyay ile NTV Radyo’da mesai arkadaşıydık. Önce aynı bilgisayarı dönüşümlü kullanıp -kendisi iflah olmaz bir F klavye müridi olduğu için- klavye savaşları yaşadık.  Daha sonra bir gün onu elinde Yerdeniz Büyücüsü’nün beşinci kitabı ile stüdyoya girerken gördüm. Peşinden ok gibi fırlayıp benim gibi sıkı bir Ged’ci olduğunu öğrenince muhabbetimiz okuduğumuz çocuk kitaplarına kaydı. Sevin Okyay, bana çevirdiği çocuk kitaplarını söylüyor, ben de takip ettiğim yazar ve kitapları onunla paylaşıyordum. Bu paslaşmanın sonu gelmedi elbet. Nasıl ki kendi ilk yazısını -işten atılma tehdidiyle Enis Batur’un zorlamasıyla- bir emrivaki ile yazdıysa bana da ilk yazımı bir emrivaki ile yazdırdı. Bunun ardından arada bir kabaran müteşebbis ruhlu bazı projelerimiz oldu. Projeler makûs talih kurbanı olmaktan kurtulamadıysa da İlk Romanım bu projelerden biri için bana söz verilmiş bir kitaptı. Ben de bu kitabı Can Çocuk Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Samiye Öz’e tavsiye ettim. Böylece kitaptaki cevheri sadece benim görmüş olmadığımı da anladım. Daha önce resimsiz basılan bu kitap, bu kez Sedat Girgin tarafından kitabın ruhuna uygun olarak resimlendi. Ayrıca kitabın sonuna Sevin Okyay’ın çocuklar için yaptığı bir okuma listesi eklendi. Ben de 29. İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlenen imza gününde İlk Romanım’ı ilk imzalatan kişi olma şerefine nail oldum. Sanırım kendi kitabımı yazmış olsam bu kadar sevinemezdim, bu kadar heyecanlanmazdım.

 İlk Romanım’ın macerası burada bitmiyor elbet. Hatta yeni başlıyor. Çünkü Can Çocuk Yayınları, çocukları yazmaya teşvik etmek için bir “İlk Romanım Yarışması” düzenliyor. Yarışmaya 7-14 yaşındaki tüm çocuklar roman, öykü, masal, resimli öyküleri ile katılabiliyor.

İlk Romanım’ı çocukların, çoluk çocuğa karışmışların, ruhu çocuk kalmışların, iflah olmayan edebiyat tutkunlarının okuması dileği ile…

53
0
0
Yorum Yaz