05 04 2011

Eski Dostumuz Toto

EBRU AKKAŞ

Agos Kirk'de yayımlanmıştır.

Yıllar önce Galatasaray’da bir işyerinde çalışırken soluklanmak için mesai saatlerinde arada bir kendimi kitapçılara atardım. Sevim Ak’ın kitaplarına, kaçamak yaptığım o günlerden birinde rastlamıştım. Babamın Gözleri Kedi Gözleri gibi bir adı olan bir kitabı rafta görünce bunu es geçmenin, değil çocuklar, çocukluğunu geride bırakmış biri için bile mümkün olmadığını düşünmüştüm. Hoş, bu fikrim hiçbir zaman değişmedi. Ardından Sevim Ak’ın diğer kitaplarını okumaya başladım. Vanilya Kokulu Mektuplar, Gemici Dedem derken, Ak’ın sadık okurlarından biri oldum. Sadece yapıtlarını değil, başta sosyal sorumluluk projeleri olmak üzere, çocuklar için yaptığı diğer çalışmalarını da izledim.


Üretkenliği hem çocuk hem de yetişkin okurlarını tatmin edecek düzeyde bir yazar olan Ak’ın yirmi beşinci kitabı Toto’nun Sınıfı geçen günlerde yayımlandı. Toto’yla ilk kez pembe, kelebekli ve kafa dengi şemsiyesi ile Toto’nun Şemsiyesi kitabında tanışmıştık. O zamanlar Toto daha ufaktı, sevimli ve kıvrak zekâlıydı. Toto’nun Sınıfı’nda, eski dostumuz karşımıza biraz daha büyümüş; ama diğer özelliklerinden hiçbir şey kaybetmemiş olarak çıkıyor.


Bu kitapta Toto’nun dört yeni serüvenini okuyoruz. ‘Yeni Arkadaş’ta Toto, diğer tüm arkadaşları gibi Bay Togo’nun sınıfına katılan misafir öğrenci Lumba’ya odaklanıyor. Sınıfta neredeyse bir şehir efsanesi haline gelen Lumba’ya gıcık olan kızların sayısı hiç de az olmasa da Toto onunla iletişime geçmenin yolunu buluyor. ‘Huzurlu Gün’de, Bay Togo öğrencilerini huzurevine, yaşlıları ziyarete götürür. Toto burada da diğer arkadaşlarından farkını ortaya koyar.. ‘Ne Proje Ama’da, kendisi dâhil tüm sınıfın korkulu rüyası haline gelen bir proje üstünde çalışır. Projeyi yapmaktan ziyade projenin ne olacağına karar vermenin zorluğunu yaşar çocuklar. ‘Oyun İçinde Oyun’da ise çocuklarda bağımlılık yaratan, onları uykusuz bırakan bir oyunun içinde buluruz Toto’yu.


Sevim Ak, güncel ve çocukları yakalayan üslubunu bu kitabında da devam ettiriyor. Kelimeleri süzgecinden o kadar güzel geçirip işliyor ki çocukları cezp etmemesi söz konusu bile olmuyor. Çocukları eğlendirirken, kör parmağım gözüne yaklaşımından çok uzak ‘sezdirmeci’ bir yöntemle, çocuklara doğru mesajı da vermeyi başarıyor. Fuarda onu gördüklerinde çığlık atan çocuklardan anladığım kadarıyla çocuklara okuma sevgisi kazandırabilecek yapıtlar vermenin karşılığını çocuklardan fazlasıyla alıyor.


Ak’ın bazı yapıtları Almanca, Korece ve Arapçaya çevrilmiş olsa da Türkiye’de yakaladığı başarı maalesef yurtdışında yeterli karşılığı bulamıyor. Bu sadece çocuk edebiyatı yazarları için değil, sanırım –birkaçı hariç– tüm Türkiyeli yazarlar için ortak bir sorun. Ama Sevim Ak’ın önünde, bu engeli aşmasına vesile olabilecek büyük bir şans var: IBBY (Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu) tarafından iki yılda bir, bir yazara ve bir illüstratöre verilen ve çocuk edebiyatı alanının önemli ödüllerinden olan Hans Christian Andersen Ödülü adaylığı. Yapıtlarının tüm dünya çocuklarına ulaşması için 2012’de verilecek ödülü Sevim Ak’ın almasını ümit ediyorum.

82
0
0
Yorum Yaz