20 11 2012

Bahse var mısınız?

EBRU AKKAŞ KUSEYRİ
Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.

İlk baskısını yüz kırk yıl önce yapan 80 Günde Devriâlem, bugün de uyarlamaları ile bize aynı tadı ve
heyecanı yaşatmaya devam ediyor. Jules Verne’ün bir polisiye ustalığı ile kaleme aldığı, döneminin
ötesinde aletler tasvir ettiği ve aynı zamanda fark ettirmeden coğrafya öğrenmemizi sağlayan
üslubunun bileşimi olan 80 Günde Devriâlem’i sonunu bildiğimiz halde defalarca okumaktan
vazgeçemiyoruz.

Londra’da oturduğu evin kapı numarası bilsek de Jules Verne’ün 80 Günde Devriâlem’deki kahramanı
titiz, düzenli, dakik ve de centilmen Phileas Fogg’un gizemli yanlarından habersiziz. Tıraş suyunu
normalden iki derece düşük getiren uşağına müsamaha göstermeyen Fogg, tüm açık yürekliliği ile onu
neyin beklediğini söyleyip Passepartout’ya yeni uşağının o olduğunu tarih saat söyleyerek ilan eder.

Münzevi bir hayat sürdüğünü düşündüğümüz Fogg iskambil oynarken sosyalleştiği Reform
Kulübü’nde arkadaşları ile sohbet ederken dünyanın eskisi kadar büyük bir yer olmadığını söylemesi
ile başlayan konuşma bir iddiaya dönüşür. Fogg, bu tezini kanıtlamak üzere yola çıkmaya karar verir.
Bankadaki tüm parasını bu bahse yatıracak kadar kendine güvenir. Aynı zaman da bu davranışı
bazılarının birkaç gün önce gerçekleşen banka soygunu ile ilgili ondan şüphelenmesine neden olur.

Vakit kaybetmeye hiç niyeti olmayan Fogg, yeni uşağına hemen toparlanması söyler ve 2 Ekim’de
yolculukları başlar. 21 Aralık akşamına kadar kat edecekleri uzun bir yol vardır önlerinde. Yolculukları
yedi aşamada tamamlanacaktır. İlk aşamada tren ve gemi ile Londra'dan Süveyş'e ulaşan ikilinin
peşine onlardan şüphelen işgüzar müfettiş Fix düşer. Kendinden çok emin olan bu müfettiş
Süveyş'ten Bombay'a kadar vapur ile yapılan yolculukta Fogg ve Passepartout’nun peşinden ayrılmaz.
Fogg ve Passepartout, Bombay'dan Kalküta'ya gitmek üzere yollarına devam ederler. Demiryolu
bitene kadar trenle daha sonra fil sırtında ulaşırlar bir sonraki duraklarına. Yolculukları sırasında
vakitlerini sadece taşıtlarda geçirmedikleri için kendilerini beklenmedik maceraların içinde bulurlar.
Böyle bir heyecanı takiben hayatını kurtardıkları Aouda da onlara eşlik eder. Kalküta'dan Hong
Kong'a; Hong Kong'dan Yokohama'ya gemi ile ulaşırlar. Yokohama'dan San Fransisko'ya gemi ile
ulaşmaya çalışırken yolculuklarının en uzun ayağını gerçekleştirirler. San Fransisko'dan New York'a
varmaları kışın getirdiği engellerle zorlu geçer. New York'tan Liverpool’a tekne ile meşakkatli bir
yolculuk sonrasında ulaşırlar ama işgüzar müfettişin müdahaleleri ile maceraları kesintiye uğrar.
Umutları tükenir halde Liverpool’dan Londra'ya trenle yolculuklarını tamamlarlar.

Tüm bu bilindik hikâyeyi Caretta Çocuk’un kitabı 80 Günde Devriâlem’e değinmek için aktardım. Bu
yeni kitabın diğer kitaplardan, çevirilerden farkı ne diyecek olanlar için işe öncelikle kitabın kolektif bir
çalışma ürünü olduğunu söylemekle başlayalım.

Öncelikle kitap alıştığımız ebatlarının dışındaki tasarımı ile öne çıkıyor. Kapak tasarımın yanı sıra
kitabın iç tasarımı da oldukça dikkat çekici. Gösterişten uzak, estet çizimleri süslediği kitaptaki
görseller ile metin eşit ağırlıkta olması da gözden kaçmıyor. Adını öğrenemediğimiz Rus illüstratörün
çizimleri ise metinle büyük bir uyum sergiliyor, hikâyenin anlatıldığı dönemin ruhunu yansıtıyor.
Sayfalarda dikkat çeken diğer detaylardan bir diğeri de resimleri çevreleyen bezemeler. Bu anlamda
kitap, okuma yazma öğrenir öğrenmez bol resimli kitaplardan uzaklaşan/uzaklaştırılan çocuklara neler
kaçırdıklarını göstermek için güzel bir örnek teşkil ediyor.

Uzun uzun tasvirleri kapsam dışı tutan kısaltılmış metinse 80 Günde Devriâlem’in kilit olaylarını ve
heyecanını başarı ile yansıtıyor. Kitabın kısaltılmış metinle yayımlanmasına itiraz edecekler olabilir.
Ancak çocukları orijinal metne yönlendirebileceği ihtimali de es geçilmemeli.

bunları biliyor musunuz?

Kitabı piyasadaki diğer 80 Günde Devriâlem çevirilerinden ayıran en önemli özelliği ise bölümler
arasında yer alan “Bunları Biliyor musunuz?” kısmı. Ansiklopedik bilgilerin yer aldığı bu kısımlarda
kitabın yazıldığı ve geçtiği döneme dair verilen bilgiler, okurun yan okuma yapma derdinden de
kurtarıyor. Aynı zamanda kitabın dönemi için ne kadar güncel olduğunu görmesini de sağlıyor.
Ansiklopedik bilgi içeren bölümlerde çevrilen metinlere ek olarak ülkemize ait bilgilere de yer verilmiş
yani bu kısımlar uyarlanmış. Bize ait bilgilerin varlığı ilk bakışta şaşkınlık yaratsa da bu coğrafyaya ait
bilgiler içermesi bakımından da önem kazanıyor.

Jules Verne hiçbir zaman güncelliğini yitirmeyecek bir yazar. Çocukken yaz tatilinde denize girmek
yerine evde kalıp bir solukta okuduğum Kip Kardeşler, daha sonra beni büyüleyen Karpatlar Şatosu,
Patagonya’nın büyük ayaklar ülkesi anlamına geldiğini öğrendiğim Kaptan Grant’ın Çocukları ve
daha niceleri… Umarım çocuklar Nemo’nun sadece Pixar’ın animasyon kahramanı balık olmadığını
öğrenecek kadar Jules Verne okur.

13
0
0
Yorum Yaz