26 01 2011

Ayasofya’nın Rehber Kedisi

EBRU AKKAŞ KUSEYRİ

Milliyet Kitap Eki'nde yayımlanmıştır.

Muharrem Buhara, “Parisli Fındık Faresi” adlı kitabında, İstanbullu kedi Bayram ile Parisli fındık faresi Sofia’nın macerasını anlatıyor.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine paralel olarak çocuklar için Mina Tansel’in “İstanbul’la Saklambaç”ı, Gülçin Tunalı Koç’un “İstanbul’un Sırrı”, Gülsevin Kıral‘ın “İstanbul’u Çalıyorlar”ı gibi bu yıl öznesi İstanbul olan birçok kitap yayımlandı. Adında İstanbul geçmese de “Parisli Fındık Faresi” de bu kitaplardan biri.
Kitabın yazarı Muharrem Buhara; aslında her ortalama televizyon izleyicisinin bildiği, tanıdığı bir isim. Buhara, yayınlandığı döneme damgasını vuran “Süper Baba” ve “İkinci Bahar” gibi dizilerin senaryo ve tretman ekibinde yer alıyor. Buhara’yı aslında çocuklar da yakından tanıyor. 1998 yılında yayımlanmaya başlayan, güncel ve eğlenceli “İnternet Canavarı” dizisinin yazarı olan Buhara, çocuklar tarafından çok seviliyor. Hatta okumaktan pek haz etmeyen çocukların bile bu dizinin bir sonraki kitabını merakla beklediğini söyleyebilirim.

Ukala fare


Herkes “İnternet Canavarı” dizisinin bir sonraki kitabını beklerken Muharrem Buhara, “Parisli Fındık Faresi” ile okurlarını hem sevindirdi hem de şaşırttı. Sekiz yaş üstü çocuklara hitap eden bu kitapta, İstanbullu kedi Bayram ile Parisli fındık faresi Sofia’nın macerası anlatılıyor.
Sofia, Paris’ten kaçak -kendi deyişi ile güvenliği atlatarak- bir yolculuk yapıp İstanbul’a varır. İstanbul sokaklarında dolaşırken kentin muteber kedilerinden Bayram ile tanışır. İlk karşılaşmaları pek hoş olmasa da Bayram, şehrine gelen Parisli bu fındık faresine geleneksel misafirperverliği kanıtlamakta kararlıdır.
Yalnız Parisli bu fareyi biraz ukala ve küstah bulduğu için onu ukala fındık faresinin kısaltması olan UFF diye çağırmaya başlar. Bu minik faremizi daha da sinirlendirmekten başka bir işe yaramaz.
Bayram, sıradan bir kedi değildir. Ayasofya Müzesi’nde Avrupa Kültür Başkenti resmi görevlisi olarak çalışır.


Müzenin bahçesindeki sütuna oturup gün içinde ziyaretçiler ile fotoğraf çektirir. Arada bir bu görevin ne kadar zor olduğundan şikâyet etse de adına yaraşır bir şekilde Sofia’ya şehirde rehberlik eder. Eserlerin heybetini anlatabilmek için ölçüleri metre yerine “altmış kedi uzunluğu” olarak ifade etmesi Sofia’nın çok hoşuna gider. Her fırsatta Parisli olduğunu vurgulamaktan hoşnut bu fare, İstanbul’u öğrendiği kadar Paris’teki önemli yapıları, valizinden çıkardığı fotoğraflar eşliğinde, Bayram’a tanıtmaktan geri kalmaz.

Mimar Sinan’ı da unutmuyor


Bayram, teknik bilgilerden ziyade tarihi yarımadadaki tarihi eserlerle ilgili tevatürleri anlatıp, aristokratik tavırlar sergileyen Sofia’nın takdirini kazanmayı başarır. Mimar Sinan’ı ve İstanbul’un güzelliğine güzellik katan İznik çinilerini de unutmaz.nSofia ise döndüğünde arkadaşlarına göstermek üzere bol bol hatıra fotoğrafı çekmeyi ihmal etmez. Gezisi şehrin Asya yakasında da devam eden fevri minik faremizin başından birkaç tatsız macera da geçer ama Bayram’ın yardımıyla sağ salim evine dönmeyi başarır.

Zeynep Özatalay’ın resimlediği “Parisli Fındık Faresi”; iletişim, dostluk temalarının başarı ile işlendiği bir yapıt. Didaktik olma kaygısı taşımayan bu kitap çocuklara keyifli bir okuma vaat ediyor.
Muharrem Buhara’nın yeni kitaplarını tüm okurları gibi ben de dört gözle bekliyorum.

146
0
0
Yorum Yaz